AVRUPA ÜLKELERİ

POLONYA İZLENİMLERİ

Polonya, benim hayatımın dönüm noktalarından biridir. Ömrümün bir yıllık kısmını geçirdiğim ve ikinci vatanım dediğim her karışı ayrı güzellikler barındıran, benim için her karışında farklı unutulmaz anıları olan bir yerdir.

Erasmus programıyla 2010-2011 yıllarını Polonya’nın Olsztyn şehrinde geçirdim. Hayatımın en güzel günlerini, en keyifli maceralarımı, en güzel dostluklarını Polonya’da yaşadım. Bu yüzden tekrar tekrar söylediğim gibi Polonya’nın yeri bende çok ayrıdır. Orada bir yıl kalmış ve bu süreçten sonra yine defalarca oraya gitmiş biri olarak sizlere Polonya hakkındaki izlenimlerimi derin tecrübelerime dayanarak yazacağım.

Geleneği bozmayarak yine para meseleleriyle başlamak istiyorum. 2010 yılında Polonya’ya ilk ayak bastığımda 1 TL, 1,9 Zloti’ye denk geliyordu. Yani paramız iki kata yakın değerliydi. Fakat şu anda baktığımızda 1 TL yaklaşık 1.1 Zloti’ye eşdeğer, yani aynı seviyede. Genel olarak baktığımızda Polonya pahalı bir yer değil. Yeme, içme, kalma, ulaşım meselelerinde para konusunda hiç canınız yanmaz. Gelişmekte olan bir tarım ülkesi ama yinede Türkiye’nin 5-6 yıl gerisinde seyrediyor diyebilirim. Tabi ki büyük şehirlerinde o kaliteyi ve moderniteyi hissedebilirsiniz ama bu sadece belli başlı yerlerde böyle.

Lehçe dünyanın en zor beş dili arasında gösteriliyor. Gerçekten öğrenmesi çok zor bir dil. Polonya’da okuduğum sürece Lehçe dil kursuna gittim ama günlük basit şeylerle derdimi anlatmak dışında pek fazla yol kat edemedim. Gerçekten inanılmaz zor bir dil. Aklımdan hiç çıkmayan bir olayda Polonya’da filmlerde altyazı kültürünün olmaması. Film normal dilinde sürerken arkadan biri sürekli söylenilenleri çeviriyor. Kadın erkek fark etmez, hep biri direkli arkadan Lehçe çeviri yapıyor. Bu durum herhalde dünyada bir tek Polonya’da var, başka hiçbir yerde rastlamadım.

Tam bir Avrupa şehri olmamasının veya onlar gibi sıçramayı yapamamalarının sebebi ise pek çok otoritenin dediği gibi Almanya ve Rusya’nın arasında kalan büyük bir ova olması. Tarihi ve siyasi çatışmaların ve savaşların hep arasında kalıp derbeder olmuş bir ülke Polonya… Hepimizin bildiği Hitlerin esir kamplarının başında gelen Auschwitz Toplama Kampı Polonya’nın Krakow şehrinde ve Avrupa haritasını karşınıza alıp Krakow’u yuvarlak içine aldığınızda, buranın Avrupa kıtasının tam orta noktası olduğunu gördüğünüzde şaşıracaksınız. Bende çok şaşırdım ve o an anladım ki Polonya inanılmaz stratejik bir konumu olan ülke.

Polonyalılar yani Lehler özü itibari ile Türkleri severler ancak son yıllarda artan bir ırkçılıkta söz konusu, bu yadsınamaz bir gerçek. Türkleri gerçekten tanımış olan Lehler gördüm ve bizlere çok saygı duyup seviyorlar. Tanıştığım bir öğrenci arkadaş bana Leh imparatorluğunu kimsenin tanımadığı bir zamanda Osmanlı’nın Lehlere destek olduğunu ve onları onurlandırdığını söylemişti. Padişahı tam olarak hatırlayamamakla beraber Abdülhamit olduğunu anımsıyorum. Dediğim gibi bilinçli olanları Türkleri sever ve Türkiye’ye hayrandır.

Tabi Türkleri tam olarak tanımayanlar Araplarla birlikte aynı kefeye koyup Müslüman kimliği altında genel bir ırkçılık politikası güdüyorlar ve ne yazık ki her geçen gün Türklere karşı artan saldırıları duyuyoruz. Polonya koyu Katolik bir ülke ve muhafazakârlık yapıları çok güçlü, bu yüzden Avrupa’nın genelinde olduğu gibi Türklere karşı önyargılar var. Okul hayatım boyunca hayatımda tek bir tane dersten kalmama sebep olan ırkçı hocaya bile karşı karşıya geldim.

Yaşlı nesil İngilizce pek bilmez ama genç nesil yabancı dil konusunda gayet iyi. Bunun nedeni de yaz tatillerini Amerika, İngiltere veya komşuları Almanya’da çalışmaya gidiyorlar. Hem Euro kazanıp ülkelerine güzel para kazanıp geri dönüyorlar hem de dil öğreniyorlar.  Ancak bu süre boyunca gençlerinde gördüğüm geleceğe yönelik karamsarlık aklımda yer tutan en önemli konulardan biridir. Milletlerin ülküleri vardır ve o ülkü doğrultusunda yol almaya çalışırlar. Leh gençlerde bunun zerresini göremedim. Tek hedefleri okulu bitirip Amerika, İngiltere veya Almanya’ya göç edip hayatlarına orada devam etmek. Onun dışında İspanyol veya İtalyan bir sevgili ve daha ileri giderse bir eş bulup bu ülkelerde yaşamak. Akdeniz ülkelerine de ayrı bir sempatileri var. halbuki dünya geneline baktığınızda ekonomik olarak gelişen bir ülke. Derin Tarihi ve derin kültürüyle de Avrupa’nın çok önemli ülkelerinden biri ancak nedense gençleri hep ekonomik olarak ve genel politika olarak Polonya’nın hep kötü olduğunu düşünüyor.

Lehlerin öğrencilik hayatları orada gözlemlerime dayanarak söyleyeyim çok kaliteli geçiyor. Özellikle üniversite eğitim kaliteleri çok üst düzeyde. Spor acayip şekilde teşvik ediliyor ve imkânları çok üst düzeyde. Bizdeki gibi basketbol sahası, futbol sahası kapalı durmuyor. Öğrenciler istedikleri zaman bu tesislere ulaşabiliyorlar. Bizdeki durumu hatırlarsınız bazen oynayacak top bulmak için bile dekanın izni gerekir. İşin ilginç yanı bizim insanımızın spora karşı bir yeteneği vardır ve bu köreltilir. Onlarda ise spora karşı yetenekleri yok ama teşvik çok fazla. Gözlemlediğim tek şey salon sporlarından hentbol ve voleybolda üst düzey olmaları. Bu da hava şartlarından dolayı olsa gerek.

Polonya’da -30 dereceyi gördüm, buz tutmuş göle girip yüzdüm ama soğuk rüzgâr olmadığı zamanlarda çok fazla hissedilmiyor. Ancak rüzgâr çıktığı zaman o soğukta beş dakika duramazsınız. Bıyıklarımın, sakallarımın ve kot pantolonumun buz tuttuğu zamanları bilirim. Ayrıca nisan ayında bile kar yağdığına şahit oldum. Yani ne zaman ne olacağı Polonya’da hava durumu açısından belli olmaz.

Gece hayatları kalitelidir, içkileri ucuzdur. Kızları rahattır, hele ki İtalyan veya İspanyolsanız maça iki sıfır önde başlarsınız. Türklerinde esmerleri çok rağbet görür. Kendileri beyaz-sarı ırk oldukları için esmerler yani Akdeniz insanları onlar için çok çekicidir. Diskolarında çok kavga dövüş olmaz. Izbandut gibi görevliler gelir ve olayı bitiriverir. Kavgaya devam etmek isteyenler dışarı kavgaya devam edebilir ve çok ilginçtir ki Türkiye’de ki gibi kavgalar uzamaz. Dayak diyen tamam yenildim der ve iş biter, Türkiye’deki gibi önce yakın arkadaşlar, ardında aile sonra mahalle olaya karışmaz. Olan olduğu yerde sonuca bağlanır.

Bu yüzden Polonya’nın sarhoşları da meşhurdur. Genelde çok salça olmazlar ama bazen yapışıp para isteyenlerine de şahit oldum ve sonu karakolda bitti. Bu gibi durumlara karşı dikkatli olmak lazım.

Lehlerin hayatında domuz eti çok önemli bir yer tutar. Et reyonlarının yüzde doksanı domuz etinden oluşmaktadır. Tükettiklerinin başında domuz etinden sonra tavuk gelir. Dana eti ve koyun eti bu saydıklarım kadar çok yoğun tüketilmez. Ayrıca değişik tarzda çorbaları ve bizim mantımızın biraz daha büyük hali olan pierogileri meşhurdur. Her yerde kebap bulabilirsiniz. Ama bol salata ve sosla birlikte ekmeğin içine sıkıştırılmış büyük kebaplardır. Yuvarlak ekmeğin çeyreğinin içine doldurulmuş şekilde kebapları meşhurdur.

Daha önce bahsettiğim gibi tarih ve kültür açısından çok zengin olan Polonya’nın her bir şehri başlı başına günlerce gezilip görülecek nitelikte şehirlerdir. Varşova’dan Krakow’a, Poznan’dan Gdansk’a, Lublin’den Wroclaw’a muazzam şehirleri vardır. Hepsi birbirinden keyifli şehirlerdir.

Son olarak da biraz Polonya’daki ulaşımdan bahsetmek istiyorum. Polonya şehirlerarası olarak müthiş bir demir ağı organizasyonuna sahiptir. Tren yolculuğu hem ucuzdur hem de istediğiniz şehirlerarası yolculuk imkânınız vardır ve seferleri çok yoğundur. Şehiriçi otobüsleri dakiktir. Durakta yazan saat ve dakikada tam olarak otobüs gelir ve binersiniz. Otobüslerde bileti kendiniz basmak durumundasınız, yoksa kimse size bilet sormaz, tabi arada binen sivil bilet görevlileri kapıları kapatıp sık sık denetim yaparlar ve sizi biletsiz yakalarlarsa cezayı kesiverirler. Bundan yırtmanın da yolları var tabi. Yanımda nakit param yok dediğinizde sizden zorla para almak gibi bir yaptırımları yok. İşi yokuşa sürünce size bir ceza faturası kesiyor ve adresinize yolluyor. Açıkçası arkadaşlar Avrupa Birliği dışında olduğumuz için bu ceza faturalarının evine geldiğini gördüğüm bir arkadaşım olmadı. Fakat İspanyol ve İtalyan arkadaşların cezalarının hepsi evlerine gelmiş ve çatır çatır ödemişler. O yüzden biz Türkler bu işten yırttık. Otobüsler dışında taksicileri de çok ucuzudur. Gerek pazarlık yaparak, gerek taksimetre açtırarak olaya girebilirsiniz. Ancak size tavsiyem mutlaka taksimetre açtırın  ve ne yazarsa onu verin, yoksa hiç şüphe yok taksici size fazla teklif sunacaktır.

Polonya’ya Türkiye’den uçuşlar nedense çok pahalı. Başkent Varşova’ya 500-600 TL’den aşağı bilet bulamazsınız. Eğer zamanım bol diyorsanız ikinci bir seçenek Berlin’e uçup oradan ucuz bir otobüsle Polonya’ya geçmektir. Tabi bu durum zamanınız bolsa geçerli bir yöntemdir.

Polonya ile ilgili daha detaylı bilgiye sahip olmak istiyorsanız; www.polonyam.com’da benim ve diğer yazar arkadaşlarımın yazılarını inceleyerek Polonya hakkında aradığınız her şeye rahatlıkla birinci ağızdan ulaşabilirsiniz. Ayrıca yakında bir yıllık Polonya maceramı anlattığım “Ya Babam Yaptıklarımı Duysaydı?” adlı kitabımı da piyasaya süreceğim. Takibe devam etmenizi öneririm…

Burada yaşar mıyım soruna vereceğim yanıt; “Hayatımın bir bölümünü Polonya’da geçirmeme rağmen, yaşadığım dönemdeki arkadaşlarım olmadığı sürece hayırdır!!!”

1 Comment

  1. Wroclaw`da 3 sene kaldım, az biraz da gezdim Polonya`yı. Yazdıklarınızın çoğunu onaylayarak okudum. Öğrenci hayatı ya da üniversite ortamı elbette çok farklıdır. Muhtemelen daha eğlenceli olduğu kesin. Ben 2002-2005 yılları arasında, henüz Polonya AB ülkesi olmamışken ordaydım. Çoğu merkez iyi durumda ancak merkezden uzaklaştıkça o gri hava, dökük evler ve Hitler döneminden kalan otoban hala aklımda. Duyduğuma göre AB`den sonra yollar çok yenilenmiş.
    Polonya benim gözümde insanları oldukça zor bir ülke. (ama yazdığım gibi üniversite ortamı farklıdır elbette) Avrupalılara genelde alışkınım ancak Polonya halkı bir tık daha soğuk ve mesafeli. Yabancılara sempati ancak kızlar gösteriyor, o da malum sebepten:) Türkleri çok sevdiklerini söyleyemeyeceğim. Nedenini sorduğumda bana söylenen Almanya`daki Türklerin Polonyalı kızları sağda sola pazarladıkları yönünde.
    Eğitim seviyeleri gerçekten çok iyi, çalışan herkes yine de okumaya devam ediyor. Ormanlar, parklar müthiş.
    Katolik ülke olduğundan dini günler ayrı bir önem taşır. Sadece pazar günleri değil kiliseye normal zamanda da giden çoktur. Noel, Paskalya gibi önemli günler son derece geleneksel kutlanır.

    Ha unutmadan bir de çıkış yeri Bolesławiec olan şahane seramikleri vardır:)

Leave a Reply

Theme by Anders Norén