Öncelikle şunu söylemeliyim ki Kıbrıs’a giderken amacınız tatil olsun ve kafa dinlemek olsun. Sonra Kıbrıs’ta hiç bir şey yokmuş demeyin. İstanbul’un o çekilmez trafiğinden, kargaşasından, bunalımından bir nebze olsun sıyrılayım diyorsanız ve bu sıyrılışınız Türkiye dışında olsun diyorsanız bence ilk durağınız Kıbrıs olmalı. Fakat 3 günden fazlası da sıkılmanıza neden olabilir ama yine de gidip orada rahat rahat takılıp, tembelliğin dibine vurmak gibisi yok.

Şuradan başlamakta yarar var. Ben kiminle konuşsam herkes şunu söylüyor; “Kıbrıs çok pahalıymış!”. Kesinlikle yalan. Fiyatlar İstanbul’daki gibi. Yani İstanbul’da yaşayan biri için ekonomik manada hiçbir faklılık bulamazsınız. İşin ilginç yanı bunu söyleyenlerin Kıbrıs’a hiç gitmemiş olması. Her sene Kıbrıs’a giden biri olarak size şunu açıkça söyleyebilirim, Kıbrıs pahalı bir yer değil. Sonuçta sadece birkaç günlüğüne tatile gidiyorsunuz. Yok ben Kıbrıs’ta ev kiralayıp ömrümün geri kalanını orada geçireceğim diyorsanız o başka, kiralar sterlinle alınıyor, aklınızda olsun.

Kıbrıs’a gitmek istiyorsanız, tavsiyem kesinlikle beş yıldızlı bir otele gitmenizden yanadır. Çünkü kafa dinlemek için bir kaçamak dedik ve bu kaçamakta hiçbir şeyle uğraşmak istemeyeceğinizi düşünürsek, zaten bu oteller her şeyi sizin için yapıyorlar. O yüzden ben giderken yanıma havlu bile almam, hamallığını yapmam. Otellerde evinizdeki rahatlığı bulmanız için her şey düşünülmüş.  Yalnız burada dikkat etmeniz gereken en önemli şey yiyecekler. Açık büfe ve sınırsız yemek olduğu için eve duba gibi dönme ihtimaliniz çok yüksek. Benim tavsiyem ekmeksiz ekmeksiz etlere gömülün.

Kıbrıs’a gitmek için en ideal aylar mayıs sonu ve eylül ayı bence. Çünkü hava çok sıcak olmuyor ve tatiliniz daha keyifli hale geliyor. Bir kez temmuz ayında gitmek gibi bir hataya düştüm. Hayatımın en büyük hatalarından biriydi. Çünkü gündüz sıcaktan dışarıda durmanız mümkün değil ve ıstakoz gibi yanmaktan kaçamıyorsunuz. Sanki biri fön makinesini sürekli sizin üzerinize tutuyor gibi bir durum var. Felaket bir sıcak var ve inanın nefes almakta zorlanıyorsunuz. Bu yüzden haziran, temmuz, ağustos aylarından birinde giderseniz bu cehennem performansına hazırlıklı olun. Ama Eylül ve Mayıs ayları krallar gibi bir hava sizi bekliyor bunu unutmayın.

Kıbrıs’ta otelde ekmek elden su gölden kafasıyla ve kumara da merakınız varsa çok güzel vakit geçirebilirsiniz. Ama bunun dışında Girne Limanı’nda muhteşem bir atmosferde güneşin batışını izleyerek inanılmaz bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Sonrada bir iki kadeh bir şey içip mis gibi Akdeniz havasıyla sarhoş olabilirsiniz. Girne’de bunun dışında yat turları ve balık turları da zamanınızı geçirebileceğiniz güzel aktiviteler arasında. Bunun dışında Kıbrıs Savaşı’na ait tarihi mekânları ve anıtları da gezebileceğiniz günlük turlara da katılabilirsiniz.Yat turuna çıktığınızda Akdeniz’in muhteşemliğiyle karşı karşıya kalacaksınız. O berrak suyun sizi etkilememesi mümkün değil.

Tatil dışında Kıbrıs’ta en çok sevdiğim şeylerden biri savaş dönemini yaşamış kişilerle sohbet etmek. O kişiler şimdiki gençliğin halinden, Rumlarla birleşmek isteyen basiretsiz devlet adamlarından çok şikayetçi. Bunlara zıt bir kutupta inanılmaz bir şekilde genç nesil. Bunlara sistematik bir şekilde Türkiye düşmanlığının pompalandığı çok net. Zaten aklı başında o savaş dönemini yaşamış, çekilen zulümleri, yapılan katliamları görmüş bir neslin Türkiye düşmanı olması mümkün değil. Umarım bu düşünceleri değişir.

Yerel halk savaştan sonra Türkiye’den gelen göçler yüzünden biraz şikâyetçi. Bunun nedeni hırsızlık ve suç olaylarının artmasından dolayı. Göç ettirilen grubun kalitesiz olmasından dolayı bunların yaşandığını söylüyorlar. Mesela kimse kapısını kilitlemezmiş, ama Türkiye’dekiler geldikten sonra hırsızlık olayları artmış ve insanlar huzurlarının bozulmasını hazmedememişler. Belki de bu gibi durum onlar için bir bahane ama kesinlikle Türkiye düşmanlığı olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Yine o dönemleri yaşamış biri hiç unutmadığım şu sözleri söylemişti: “Yavru vatan artık büyüdü, büyük kardeş oldu. Türkiye’nin kocaman bir kardeşi var. Artık bizde kendimiz bir şeyler üretmek, yapmak, gelişmek istiyoruz. Ama kimse şunu unutmasın bu demek değildir ki, Türkiyesiz yapmak istiyoruz. Türkiye, bizim her zaman abimiz ve o elimizden tutmadığı sürece biz bir hiçiz, bu da dünyanın en büyük gerçeğidir.”

Son olarak Kıbrıs’a ulaşımdan bahsetmek istiyorum. Hafta içi uçuşlarda 100 TL’ye gidiş dönüş bulabilirsiniz, fakat hafta sonu uçuşlarda fiyatlar doğal olarak artıyor. Tavsiyem tur şirketleriyle gitmeniz yönündedir, çünkü aldığınız pakette sizin otel ve havaalanı transfer ücretlerinizde dâhildir. Otel tavsiyem ise Girne otellerinden deniz kıyısında olanları seçmeniz yönündedir. Aklınızın bir köşesinde her zaman iki üç günlük bir keyifli tatil için Kıbrıs olsun.

Burada yaşar mıyım soruna vereceğim yanıt; “Evet, burada yaşarım!!!”