DÜNYA TURU HAYALİM

İstanbul’da iyi para kazanmak keyifli bir şey… İstediğin zaman istediğini yapabiliyorsun ve bunun verdiği haz inanılmaz. Kimseye hesap vermeden, kendi paranı harcamak ve dönüp ardına bakmamak süper bir his ancak bir yerden sonra eğer akıllı bir insansanız asıl çözümün bu olmadığını anlamaya başlıyorsunuz. Bende anlamaya başlamıştım. Bunun üzerine bir de aşk hayatım kötü gidince değişik bir sorgulama sürecine girdim.

Neredeyse her hafta sonu anormal paralar harcamaya başlamıştım, giyim kuşam ise ihtiyacım olsun olmasın beğendiğim şeyi almak üzerine kuruluydu. Kredi kartlarım taksitten dolup taşmıştı. Artık bu saçma sapan savurganlığın bir şekilde önüne geçmem gerektiğini biliyordum.

Kuzenimle yaptığımız bir sohbette bana “Eğer sana sayısal loto çıksa, ne yapardın?” demişti ve bende hiç düşünmeden sırt çantamla dünya turuna çıkarım demiştim. Bunu nasıl dediğimi, neye göre bu düşüncenin aklımın bir köşesinden fırlayıp ortaya çıkıverdiğini bilmiyorum ama ağzımdan bir defa çıkıvermişti işte. Gel zaman git zaman dünya turu düşüncesi aklıma esmeye başladı. Bu işin çok para gerektiren bir iş olduğu, kendi kliniğimi açmam gerektiği için para biriktirmem gerektiği gibi bir sürü antitezim vardı dünya turu tezime karşılık. Nereden denk geldiyse internette “Rotasız Seyyah’a” denk geldim. Onunla başlayan dünya turu hevesi bir anda beni bu çemberin içine sokmaya başladı. Onlarca gezgini internetten takip etmeye, yazılarını okumaya başladım. Yavaş yavaş bu işin zor bir iş olmadığı fikri beni ele geçirmeye başlamıştı.

O süreçte aşk hayatında kazığı yedikten sonra, ailem dışında kimseye güvenmemeye başladım. Daha önce birçok ilişkim oldu, birçok kişiden hoşlandım, birçok kişiyi sevdim ama karşıma o son çıkan kişi hepsinden farklı duygular uyandırmıştı bende. Çok farklı hissediyordum ve inanılmaz mutluydum. Güzel hayaller kurarken, mutluluk hesapları yaparken bir anda ellerim boş ve yalnız şekilde kendimi bulunca, nankörlük ve vefasızlıktan başka bir şey görmeyince çok büyük hayal kırıklığı yaşadım. Bundan sonra ailem dışında hiçbir şeye maddi veya manevi olsun bağlanmayacağıma söz verdim.

Bir gün oturdum ve hayatımdaki bütün fazlalıkları çıkartmaya karar verdim. Öncelikle fazla ayakkabılardan, tişörtlerden kısacası bütün gereksiz giysilerimden kurtuldum. Hepsini bir bavula doldurup, ihtiyacı olanlara verdim ve bir daha kıyafet almadım. Bankaya gidip bütün kredi kartı borcumu kapattım ve kredi kartımı uçak bileti dışında hiç bir şey için kullanmadım. Haftada bir iki defa arkadaşlarla dışarı yemek yemenin ve bir şeyler içmenin keyfini hiçbir şeye değişemem ama gereksizce fazlasını yapmaktan kaçınmaya başladım. Taksiye inanılmaz derecede alıştığımı fark ettim ve mümkün oldukça metro ve otobüs kullanmaya başlayarak halkın arasına karıştım. Tek para harcamayı kesemediğim nokta kitaplardı. Kitaplara para harcamayı hala çok seviyorum ve hiç kısmıyorum.

Gereksiz her şeyi hayatımdan çıkarmıştım. Kendime son zamanlarda çok moda olan mini sırt çantalarından aldım ve şunu dedim; “HAYATIM BU ÇANTANIN İÇİNE SIĞANLAR KADAR OLSUN!”. demek istediğim şey şuydu, şu an gitmeye karar versem, geride ailem dışında bırakamayacağım hiç bir şey yok… Hayatımı sadeleştirdikten sonra bu durumdan çok keyif aldım. Giyecek derdi yok, kredi kartı derdi yok, acele yok, stres yok, boş yere para harcama derdi yok. Ay sonunda cebime inanılmaz para kaldığını gördüm.

Bu kalan parayı da İstanbul dışında nasıl daha iyi değerlendiririm derken, kendimi dünya turuna çıkmayan karar vermiş bir deli olarak buldum. Ancak benim için bu durum hemen ertesi gün işi gücü bırak ve sırt çantanı al git gibi bir durum değildi. Kendimi sade bir yaşama alıştırdıktan sonra küçük küçük geziler yaparak kendimi tartmaya başladım ve kendime her gezide yeni bir şeyler kattım. İstanbul’da sağa sola savurduğum parayı başka ülkeleri, başka şehirleri ve başka insanları görerek harcamaya başladım ve ruhumu doyurdum.

İşte bu şekilde dünya turu yapmaya karar verdim ve bu uğurda günlerimi mücadele ederek geçiriyorum. Bu konuyu aileme açtığımda ise başta biraz garip karşılasalar da bana pek fazla karışmadıkları için sıkıntı olmadı. Onlara şunu dedim; “Zaman geçiyor, 29 yaşına geldim. Bir göz açtınız kapadınız ömür bitmiş. Daha fazla geç olmadan istediklerimi yapmam konusunda bana saygı duyun ve destek olun.”. Aile onayını da böylece almış oldum. Arkadaşlarımda beni hep destekledi ve desteklemeye devam edeceklerinden eminim. Şu bir gerçek ki dünya turu ciddi derecede motivasyon ve kim ne dersi desin para gerektiren bir iş. Öyle iki üç kuruşla hallolacak bir şey değil. Tabiki düzenli bir gelir şart, bunu gerek sponsor, gerekse biriktirdiğiniz parayla halletmek zorundasınız. Şüphesiz ki harcamaları en aşağı çekmek çok önemli. Yoksa gördüğüm kadarıyla bu işin altından kalkmak imkansız. Dünyayı gezeceğiz, maceraya atılacağız ama göz göre göre de yollarda aç sefil dolaşmanın manası yok diye düşünüyorum.

Motive olmak için aynı zamanda bu süreç boyunca gezmeyi teşvik eden sayısızca film izledim ve izlemeye devam ediyorum (izlediğim ve önerdiğim filmleri görmek için buraya tıklayınız). Sayısızca gezginin kitabını okudum ve okumaya devam ediyorum (okuduğum kitapları görmek için buraya tıklayınız). Her gün yeni bir şeyler öğrenerek Allah’a, bana o dünya turunu yapabilmem adına ömür vermesi için dua ediyorum. Şimdilik biraz daha zamanım var, hem maddi hem manevi…

Theme by Anders Norén